13 Ağustos 2012

Kendine Ait Kendine Ait Kendine Ait


İstanbul'a geldiğimden beri yaşadığım en büyük sorun bir odamın olamayışıydı. Kiminle nerede kalırsam kalayım, bilgisayarımı açacağım, temiz düzenli bir odam olmadı, olamadı.

Çocukken odam yoktu benim. Annemle babamın odasında kalıyordum. İki çekmeceli küçük bir komodinim vardı. Kitaplarımı, defterlerimi ona doldurup onun önünde oturuyordum çoğu zaman. Sonra küçük bir masam oldu aynı odada. Günlüklerimi orada yazıyordum yatmadan evvel. 

Evde sekiz odamızın olduğu gerçeği ise beni delirtiyordu. Misafir yatak odası, misafirin misafiri yatak odası... Duyan da sürekli misafir ağırlıyoruz sanır, babaannemden gelebilen mi vardı sanki..

Önce bir denemem oldu, eşyalarımı taşıdım sessizce bir odaya. Beni yaka paça dışarı çıkarmaları ile sona erdi bu girişimim. Ardından tekrar gaza gelip misafir yatak odalarından birine koydum eşyalarımı. Yine ağlattı babaannem, bağırıp çağırdı ama yılmadım. Direndim.

15 yaşımdaymışım odam olduğunda, buna da şükür. 10 sene kullanmışım odamı. 10 seneden biraz da fazla hatta. Duvarlarında şimdi isimlerini bile hatırlamadığım yerli yabancı şarkıcıların etiketleri duruyor. Ergen notlarım duruyor duvarlarımda. Yırtıp atmadım, silmedim ki o değişimi görebileyim. Gördüm de...

Odam benim her şeyimdi. Hele üç sene odadan dışarı çıkmayınca oda anlamına anlam ekledi. Bağıra bağıra ağladığımı da gördü, zıp zıp zıpladığımı da. Oturup kitap okuduk, sarhoş olduk. Odam... 10 aydır eksikliğini hissettiğim en önemli en önemli şey!

Şimdi bir odam var. Bu yazı bunun için. Bugün bu yazıyı kendi odamdan, kendi bilgisayarımdan yazabiliyorum. *Bu konuda ve diğer tüm konularda bana rehberlik eden gizli kahramanım, sana teşekkür ederim*

Virginia Woolf'un dediği gibi, kadının, ki herkesin kendine ait bir odası olmalı. 
Benim kurtarıcım bu, herkesin böyle olmalı. İstediği müziği dinleyip istediği yazıyı okuyup istediği filmi izleyebilmeli. 

Velhasılı kelam, işiniz gücünüz ilgi alanınız ne olursa olsun, bir kez daha yinelemekte zarar görmüyorum: Kendinize ait bir odanız olsun. Sakinliğin huzurunu tadın. 3 sene bana bunu öğretti ve yokluğunun nasıl bir cehennem olduğunu şu 10 ay. Aman diyeyim!

Çok gevezelik ettiğimin farkındayım, tadını çıkarmak için sanırım bilerek uzatıp bilerek zorluyorum. 

Özet geçerse bu piç, ben mutluyum arkadaş. Sevgili rehberim, değerli odam, mükemmel adresim ile bayramım geldi. 




5 yorum:

rahat yazar dedi ki...

sırf oda değil yani herkesin kendi başına kaldığı bir alanı olması lazım zaten haklısın.

cem dedi ki...

ben de üniversite yıllarına kadar bi oda sahibi olamadım ve bilirim zorluğunu. ama zaman geçmiş, insan sahip olduklarının kıymetini de unutuyor tabi. insanız neticede...

cem dedi ki...

ve hayırlı uğurlu olsun yeni odanız.

Üsturupsuz Yazar dedi ki...

Of.
Fena kıskandım ki.
Hala bir odam yok ama bayram ertesi bir evim olacak inşallah.

Ve cancağızım.
Odamı ben de özlemişim, kitaplarımı, Kpss notlarıyla dolu çalışma masamı, geçen sene amma sigara içip ders çalışmıştım falan. Tabi 11 aydır ne sigara ne de ders.

Oh.

Cansın be!

polly dedi ki...

sen yazmasaydın , ben diyecektim "virginia woolf" diye...
birilerinin, bir yerlerde, birşeyleri aynı hissediyor, yaşıyor, biliyor olması ne güzel yaleppim :))