12 Nisan 2010

Japonya'da Yunus Katliamı

Merhaba efendim. Nasılsınız iyisiniz inşallah. Bugün yine bir sürü güzellik mahvoldu biz insanlar yüzünden. Bu yazıyı ayıların da okumasını isterdim ama onlar yazarak okuyarak iletişim kuramıyorlarmış öyle duydum. 
Evet ne diyorduk: yunuslar..

Flipper'dan mıdır bilinmez dünya insanı yunusları pek sever. Hatta kendinden zeki olanları kıskanan pek çok insan, kendinden zeki olmasına aldırmadan sevmeye devam eder yunusları. Ben de severim, severiz ailecek. Ama ne oluyor biliyor musunuz? Yunuslar toplu olarak öldürülüyor.

Aaa gerçekten mi? 
Aman sen de takılma böyle şeylere, biz de kurbanda inek dana koyun falan kesiyoruz. Yemekteyiz'de kuzu eti olmazsa masadan kalkıyorlar. Balık, hafızaya iyi geliyor... 
Evet yunus da balık değil mi, denizde sonuçta, babam çıksa bile yerim Japon bile olsam..

Şimdi tane tane anlatmaya çalışayım şu meseleyi. 

Japonya'nın Taiji diye bir yeri var imiş efendim, gidip görmüşlüğüm yok şahsen ama araştırdım evet var böyle bir yer. Orada her sene eylül ayında ciddi ciddi kan kokuyor su, hava.. Senede 23.000 civarında yunus katlediliyor. Bu işlemi de gizli saklı yerlerde yapıp hiçbir şekilde görüntü alınmasına izin vermiyorlar. 
Kendilerini savunmak için de yunusları etleri için öldürdüklerini ve halkın talebinin olduğunu söylüyorlar. Ama yunus katliamına karşı çıkanlardan oluşan bir grup, halka yunus etini tercih edip etmediğini sorduğunda herkes yunus eti yemediğini belirtiyor hatta eğer bu ülkede böyle bir şey varsa bu çok ciddi bir sorunumuz olduğu anlamına gelir diye de ekliyor bir tanesi. Yani halkın böyle bir talebi yok. Peki o zaman bu öldürülen yunuslara ne oluyor? Efendim bizde at, eşek etine ne oluyorsa orada da yunus etine o oluyor. Başka etiketler altında yunus eti satılıyor halka. 

Ee neden bu kadar bağırıyorsun ki sen şimdi, kurbanda da bu kadar çıkıyor mu sesin?
Çıkıyor ama bu durum kurbandan daha da farklı hemen onu da anlatayım size.

Yunus eti insan sağlığına çok çok zararlı. 
Neden? 
Çünkü etinde bulunan yaklaşık 2000 ppm cıva nedeniyle "Minamata Hastalığı" adı verilen bir hastalığa neden oluyor.
Nasıl bir hastalıktır bu?
Öncelikle hastalığa neden "Minamata" adının verildiğine değinmemiz lazım sanırım. Vakti zamanında (1950'li yıllarda) Japonya'daki bir fabrika, atıklarını Minamata Körfezi'ne bırakıyor. Aradan birkaç yıl geçtikten sonra bu atıklar yüzünden çevrede yaşayanlarda özellikle de yeni doğanlarda çeşitli rahatsızlıklar meydana geliyor. Rahatsızlık dediysek şöyle ki, yürüyememe, duyamama, konuşamama, algılayamama, yemek yiyememe gibi.. Hastalığın nedeni, yapılan araştırmalar sonunda belli oluyor. Fabrikanın atıkları ve o atıkları yiyen balıkların halk tarafından tüketilmesi. Bu olaydan sonra orada avlanmak falan yasaklanıyor ama ne çare.. Neyse velhasılı kelam hastalığın adı körfezin adını alıyor: Minamata Hastalığı. İnsanın yüksek oranda cıvaya maruz kalması sonunda başına gelecek bu işte. Bu olay sadece Japonya'da değil başka ülkelerde de yaşanmış ve çok sayıda kişi engelli olarak yaşamına devam etmiş ya da çoğu ölmüş.

Çok sevgili Japonlar, eğer bu olay fark edilmese birilerince bu yunus etini okullarda bedava dağıtmayı bile düşünmüş, hey maşallah..

Eklemek istediğim bir şey daha var.
Benzer durum sadece yunuslar için değil büyük deniz canlıların genelini de içine alan bir sorun aslında. Japonya, Uluslararası Balina Komisyonu'nun 1986'da aldığı kararın geri çekilmesi artık yasağın kalkması gerektiğini düşünüyor ve Japonya'nın parasal yardımda bulunduğu birkaç küçük ülke de bu konuda Japonya'ya destek veriyor. Hatta birçok ülke de zaman içinde yumuşama gösterdi ve Japonya'yı destekler hale geldi. Muhtemelen bu yaz gerçekleşecek Uluslararası Balina Komisyonu'nun toplantısında bu yasağın kaldırılması konusunda bir anlaşma sağlayacak ülkeler ve Norveç, Japonya, İzlanda gibi yasağa rağmen büyük balık avlamaya devam eden ülkelerin bu eylemleri yasallaşmış olacak..

Daha fazla bilgi alıp ayrıca bir de destek olmak istiyorsanız:


İlgili Fotoğraflardan Birkaçı:



İlgili Videolardan Sadece Biri:


Güncelleme:
İZLENMELİ.

Bir de ek olarak şu haber okunabilir:
http://www.ntvmsnbc.com/id/25106001/
Yunus eğitmeni Ric O’Barry:
"Bir yunusun yüzündeki gülümseme doğadaki en aldatıcı yanılgıdır. Bu durum tamamen onların fiziksel görüntülerinin yarattığı bir yanılsamadır ama izleyen insanlara yunusun hep mutlu olduğu duygusunu verir. Oysa doğal ortamında olmayan, esaret altındaki yunus mutlu değildir. Tam tersine tamamı aşırı stresten kaynaklanan ülser hastasıdır ve gösteri parklarının arka odalarına gidip bakarsanız bol miktarda ülser ilacının yığılı olduğunu, yunuslara düzenli olarak bunların verildiğini görürsünüz!"
"Yunuslar ve diğer balina türleri bizler gibi istem dışı nefes alan canlılar değildir. Nefes almak onlarda bilinçli bir hareketin sonucudur ve eğer hayat katlanılamaz hale gelmişse, bir sonraki nefesi almayarak buna bir son verebilirler. Cathy aşırı stres altındaydı, hissedebiliyordum. Bir gün bana doğru yüzdü, gözlerimin içine baktı, derin bir nefes aldı ve başka almadı... Onu bıraktığımda suyun dibine battı. Ertesi gün esaret altındaki yunusları serbest bırakmaya çalıştığım için hapisteydim! Sonraki yıllarda sürekli olacağım gibi.."
"Bugün Taiji’de her yıl 23 bin yunus acımasızca katlediliyor. İnsanlar yunusları sevebilsin diye... İsteseydim Karayipler’de kendime ait bir havuz işletir ve yılda 2-3 milyon dolar kazanırdım, diğerleri gibi... Ama bu acımasızlık... Artık dünyanın pek çok bölgesinde avlayacak yunus kalmadı. Aynı şey dünyadaki en büyük yunus tedarikçisi Japonya Taiji’de de yaşanacak. Zaten bilim adamlarına göre böyle giderse önümüzdeki 40 yıl içinde balık nesli tükenecek.."

4 yorum:

Nunuş dedi ki...

oha! yuh! dalasım geldi hepsine..

pippi haşmet dedi ki...

Benim de çok feci kafa göz.. Ama şiddete karşıyım o ayrı.. yine de başkası dalsa hayır demeyip ikiyüzlülük yapabilirim her an :)

Miyaw dedi ki...

Yaa Bi de bu ara şu Danimarkadaki balina katliamı mailleri dönüp duruyoo :( nasıl bi dünyada yaşıoruz biz ya..

pippi haşmet dedi ki...

miyaw,

O maillerden bana da geldi ama ayrıntılı bir bilgi edinemedim sadece görüntüler dönüyor ve nerede çekildikleri tam olarak da belli değil. Elbette ortada bir katliam var ama yazacak kadar bilgi edinemedim.
Bu yazıdaki bilgileri de Türk sitelerinde bulmak imkansız. Hatta ekşi'de yazılanları okusan bir. "Karadeniz'de hamsi katliamı" diyerek dalga geçmişler. Yani insanlar yiyor ki kesiliyor bu hayvanlar diye.
O yüzden özellikle anlattım cıva meselesini. Gerçi cıva meselesi olmasa bile bu olayı bu kadar küçümsemek, yeniyor ki kesilmeye devam ediyor demek ne kadar ahlaki tartışılır.