31 Mayıs 2012

Damızlık Değilim Ben

Ne güzel memlekette yaşıyoruz değil mi?
Özgürlükler ülkesi adeta.

İçimden bir sürü küfürler geçiyor hepsini durduruyorum, küfürle çözülecek mesele değil çünkü ama hak edilen de bu hani.

Bir kürtaj tartışmasıdır gidiyor. Hiçbir kadın içinde büyüyüp hayatı boyunca en büyük neşe kaynağı olacak bir canlıyı bile bile öldürmek istemez. Bunu kim ister? Erkek ister. Onların da bit beyinli olanları ister. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Kürtaj sayısı fazlaysa bu bit beyinlilere kürtajın bir korunma yöntemi olmadığı ve adam gibi korunma yöntemleri anlatılmalı. Kadınlarımız bilinçlendirilmeli, korunmadan ilişkiye girmemeleri konusunda bilgilendirilmeliler. 

Ama ne oluyor biliyor musunuz? 
Bu yöntem yerine, kürtajı komple yasaklayalım, yok 1 aydan sonra yasaklansın... 
Bir kadının hamile olduğunu anlaması için 1 aydan daha uzun bir süreye ihtiyacı var. Her gün gebelik testi yapamayacağına göre, hele de gebelik testlerinin çoğu regl gecikmesinden sonra doğru sonuç verdiğine göre 1 aydan daha uzun bir süreye ihtiyaç duyuluyor.

Erkek algısını merak ediyorum. Gebelik onlar için ne ifade ediyor acaba? Rastgele bir şey ifade ediyor olsa gerek ki, hakkında bol keseden konuşulabiliyor. 

Recep Akdağ... Kendileri sağlık bakanımız oluyor. Sağlığımız ona emanet. Ne demiş bakalım?
"Siyaset burada karar verirken hem bilimi hem de ahlaki tarafı dikkate alacak. 'Annenin başına kötü bir şey gelmişse ne olacak?' gibi şeyler söyleniyor. Gerekirse öyle bir bebeğe devlet bakar"


Tecavüzün nasıl bir travma olduğunu, tecavüzden dolayı gebe kalındığında neler hissedilebileceğini, 9 ay tecavüzden dolayı bir bebeği taşımak zorunda olmanın anlamını sonrasında da onu başkasına vermenin hissini... Bunların hiçbiri hakkında en ufak bir fikri yok Recep Akdağ'ın. Kimse tam anlamıyla bilemez ama aklı, vicdanı olan bir insan büyük bir acı, yıkım, travma olacağını bilir, bakanımız bilmiyor. 

Vakti zamanında Olacak O Kadar'da bir sayaç muhabbeti olmuştu. Bacak aramıza sayaç mı taktıralım gibi bir şey olabilir tam cümleyi hatırlayamıyorum. Şu an herhalde bir sonraki aşama olacak. Sayaç taktıracaklar bacak aramıza!

Sanki görevlerini yerine getirmişler, her şey güllük gülistan gibi, yapacağımız çocuk sayısına karışıyorlar, bakamayacağımız çocuğu aldırma kararımıza müdahale ediyorlar, çocuğumuzu nasıl doğurmamız gerektiğine karışıyorlar.. Arkadaş, bebek ölümlerinden haber ver bana, kadına uygulanan şiddeti engellemek için yaptıklarını anlat bana. Korunma yöntemlerini halka anlatmak için verdiğin mücadeleyi anlat bana! Ben de sana saygı duyayım. 

Ben damızlık değilim!
Sevdiğim adamla aşkımızın tamamlayıcısı olsun diye evlat istiyorum. Ekonomik durumumuzdan dolayı bir çocuğa ancak bakabileceğiz. Malum şimdi 5buçuk yaşındaki çocuğumu tecrübesiz sınıf öğretmenlerinin eline bırakmak yerine bir dünya para bayılıp gerektiğinde carlayabileceğim bir özel okula vermek çok daha doğru, çocuğum mahvolmasın diye... Eee haliyle bir çocuğa bakmak bile çok zor. Yine de bu duyguyu yaşamak için her şeyi göze alıp bir çocuk yapıyoruz. Eeee hormonlarımız da çalışıyor çok şükür, düzenli bir cinsel hayatımız da var. Korunuyoruz da.. Ama biliyor musunuz, hiçbir korunma yönteminin garantisi yok. Gebelik ihtimali hep var. Adamın tüplerini bağlatsak, bana bir şeyler yapsak... Ya Allah korusun çocuğumuz kötü bir hastalığa yakalanırsa ve bir kardeşe ihtiyaç duyarsa... Korkudan tüpleri de bağlatamıyoruz. Sıçış! İhtimal gerçekleşti ve hamile kaldım ama korunduğum için ihtimal vermiyorum. İş stresinden geciktim diyorum. Gebelik testi yapıyorum, yanlış çıkıyor. En sonunda mide bulantılarıyla şüphelenip doktora gidiyorum. Öğreniyorum ki hamileyim.. Çocuğa bakamayacağımız kesin. Eee aldıramıyoruz da... En tavsiye edilen aile örneğinde bile yaşanacak bir acı bu. Tehlikeli bir gebelik yaşıyorsun ve işten ayrılmak zorundasın. Aha ikinci sıçış! Sıçış üstüne sıçış.. İstemediğim bir çocuğa hamile kalıyorum.. Sonra bir daha sonra bir daha...

Eşim işsiz kaldı ve ben çalışıyorum. Gebe kalmamam gerekiyor. Sevişmeyelim mi? Yapıyoruz çok şükür. Korunuyoruz da ama oldu da hamile kaldım. Şimdi ne olacak? Adamın, benim omuzlarımızdaki yüke yardım mı edecek devlet? Yoksa siz doğurun ben bakarım mı diyecek? Baktığı çocuklara da çok iyi bakıyor ya hani, o yüzden güvene güvene isteyebiliyor çocukları.

Tanıdığım birçok aile kürtaja başvuruyor. Çünkü üç çocuğu var, iki çocuğu var ve tekrar hamile kalmak istemiyor. Ama korunmasına rağmen, üstelik en garantili denilen korunma yöntemlerini tercih etmelerine rağmen hamile kalıyorlar. Annem bütün çocuklarını doğurmaya kalksaydı 5 kardeş olacaktık. Komşumuz bütün çocuklarını doğurmaya kalksaydı 7 çocuğu olacaktı. Üstelik en büyüğü 32 yaşındayken diğeri yeni doğmuş olacaktı. Kabus!

Ben damızlık değilim! 
Hükümet benim kaç çocuk doğuracağıma, o çocuğu nasıl doğuracağıma karışamaz.
Rahmimi aldırmayı tercih ederim. 
Sevdiğim adamla karar vermem gereken bir konuda kimsenin müdahalesine katlanamam. 

Minicik bir insanım ben, normal doğum yapmayı elbette ben de isterim ama 46123216452 saat acı çekmek, çocuğumu doğumda kaybetmek, doğum yaparken ölmek istemiyorum!

Damızlık değilim kardeşim ben..
Ayrıca sizin yaşadığınız bir ülkeye geleceğime kürtajla aldırılmayı tercih ederdim. 

Selametle!

2 yorum:

hippilazman dedi ki...

Anlat anlat, her gün farklı bir trajikomik söylemler gelsin hükümetten .. sen de bahsede dur, sinirlen küfret, hiçbir şeye yaramıyor. Boktan şeyler olmaya devam ediyor. Bilmiyorum valla. Tek bildiğim hiç hoş şeyler olmadığı..

Sevgiler..
Yej!
http://hippilazman.blogspot.com

Mustafa Cihan DEMİR dedi ki...

İşte işin özeti bu ! tebrik ederim...
Bu arada sezaryenle ilgili kendi blogumda yazdığım ilginç ve mizahi bir tespit :)
http://mustafacihandemir.blogspot.com/2012/05/sezaryen-bizden-ckma-m.html