26 Haziran 2011

Bu Kadarım



"İnsan karşılık veremeyeceğinden utandı mı, 
karşılık verecek kimsesi olsun istemez." Seneka

İnternette bile kalbimin kırılmasından duyduğum üzüntüyle yazıyorum bunu.
Şimdiye kadar iki kişiyle sorun yaşadım. İkisi de çok önce oldu. İlkini sadece bana yazdığı yorumlardan biliyordum, bana hitap etmeyen şeyler yazdığı için de aboneliğinden ayrıldım. Sen misin aboneliğimden ayrıldın diye bana demediğini bırakmadı. 40'lı yaşlarında bir öğretmenmiş herhalde. Ben öğretmen oldum, oh canıma değsin sen olamadın ya, senden öğretmen de olmaz zaten sen sigara içiyorsun, inşallah sınavı kazanamazsın, benim blogum şu kadar yorum alıyor seninki şu kadar gibi saçma sapan bir şeyler söyledi. Ablanın kafa gitmiş dedim ses etmedim.
İkincisi arkadaşım, dostum dediğim insandı. Ne oldu da oldu bilmiyorum küstü bana. Asılmalarını, saçma sapan tacizlerini arkadaşça karşıladığım ve idare ettiğim için herhalde bilemiyorum. 
İkisi de umurumda değil, sadece arkamdan kim bilir neler söylediler diye düşünüyorum aklıma geldikçe o kadar bir de "dostum" dediğim bir iki kişiye bu olayları anlatmışlığım var bu olayları bilip kendilerini korusunlar diye.. 

Ben hep söylüyorum, buradaki arkadaşlarım haricinde kimseyle görüşmüyorum diye. Nedeni yanlış anlaşılıyor olabilir, açıklayayım. Gayet de arkadaş olunabilir bir insanım hatta yapışkan arkadaşlık talepleri de sıklıkla gelmekte (internet haricinden bahsediyorum). Hepsini büyük bir özveri ile savmaktayım. Çünkü arkadaşlıkların ikiyüzlülük üzerine kurulu olduğunu çok çok çok önceden anlamış biriyim. Bunu bildiğim halde sırf arkadaşlığa ihtiyacı olan insanları mutlu etmek için onların arkadaşlığına katlanıp yine aynı boku yemişliğim de yok değil. 
Kızın biri intihara kalkıştı. Daha önce canım cicim deyip onu seven kimse yüzüne bakmadı, dikkat çekiyor bilmem ne dediler, kızın arkasından konuştular. Ben yanında oldum, onunla vakit geçirdim. Sonra kız benim o dönem birlikte olduğum erkekle sevgili oldu. Bunu ve buna benzer çoook şeyi yaşadım. 
Düşmanımdan gelen hemen hemen hiçbir şey canımı yakmıyor, çünkü biliyorum ki o düşman ve zaten işi bu, huzur kaçırmak. Ama arkadaşlardan gelen canımı çok yakıyor ve belki de kendimi korumak için samimi arkadaşlıklardan uzak duruyorum. İnternet de bunun için güzel imkanlar veriyor bana. Blog sağ olsun, yorumlar sayesinde güzel kalpli insanlarla iletişim kurabiliyorum. Farklı ortamlarda fikir alışverişi yapabiliyorum, şudur budur.

İnternetin bir güzelliği de görmek istemediğin insanları görmeyebiliyorsun. Aynı sınıfta dört sene geçirmek zorunda değilsin. Ama insanlar bunu anlayamıyor. Görmek istemiyorsun ve bitiyor işte.. Kimseye bir borcun yok, kimseden bir alacağın yok. Kimseye tahammül etmek zorunda değilsin, gönder gitsin.. Burada gönder gitsin dediğim kişi benim, beni gönder yani. Her yazdığımı okumak, her gördüğün yerde selam vermek zorunda değilsin, salla. Kimseyi kovalamıyorum ben, kovalamadım yani. Bu yüzden diyorum ki, içinizde bana karşı kötü bir düşünce varsa, yani benim şımarık, ikiyüzlü, çıkarcı, yalancı, düzenbaz, yalaka olduğumu düşünüyorsanız bu düşüncenizi eğer beni gerçekten seviyorsanız, bana biraz olsun değer veriyorsanız gelip bana söyleyin belki yanlış anlamalar vardır belki size hak verir özür dilerim yok sevmiyorsanız, benden gidin. Bu kadar..  Bitti gitti. Ben beni şu kişi sildi, bu kişi engelledi, bu görmedi demiş, diyecek biri değilim. Tek beklentim yüzüme söylemediğiniz şeyleri, benim bilgim dışında başkalarına da söylememeniz. Ki bu da olması gerekendir zaten.
Ne beni kafanıza takıp kendi huzurunuzu bozun ne de huzurumun kaçmasına neden olun. 

Etrafımda olup zor zamanımda yanımda olur, zor zamanında yanında olurum dediğim insanların aslında benim sandığım gibi düşünmüyor olduğunu bilmek canımı gerçekten yakıyormuş.  

Arkadaşlık konusunda da Papatya'ya, Witchie'e sorulabilirim mesela. Onlar ayrıntıları anlatamaz ben anlatayım:
Papatya ile siyasi fikirlerimiz, yaşayışlarımız örtüşmüyor. Aslında bizi bağlayan sevginin haricinde benzerliğimiz yok belki de, ama arkadaşız. Ki benim ona yaptığım hemen hemen hiçbir şey yok. Kırk yılda bir açtığım msn'de, gtalk'ta konuşmak, yardım istemek, dertleşmek.. O anlatır, ben anlatırım, dertleşiriz. İyi bir şeyler yaptıysam söylesin, ben kötüleri söylüyorum. Papatya beni defalarca aradı mesela, ben hiç aramadım. Mesajlarına ya kontörsüzlükten ya zamanında görmediğimden cevap veremem. Msn'e, Gtalk'a anca çağırdığında gelirim. Benim, hakkında olumsuz şeyler yazdığım çoğu fikir onun onaylayıp benimsediği fikir. O blogumdaki hemen her yazıya yorum yazar, ben onun bloguna kırk yılda bir yorum yazarım. O bana hediye gönderdi, ben ona hediye gönderemedim. Daha da vardır kusurum ama kusur bu ha deyince akla gelmiyor, aklım erse kusur olmazdı zaten.

Witchie, bana attığı kartların mektupların sayısı 10 kadar var. Taaa nerelerden kart atıyor üşenmiyor, o da yetmiyor hediye gönderiyor ben götümü kaldırıp da tek bir tane bile mektup yazamadım. Buna rağmen hiç şikayet etmedi, her seferinde güler yüzüyle konuştu benimle.

Bu iki insan samimi olduğum iki insan. Bu isimlerin haricinde de mailine cevap veremediğim, telefonlarına çıkmadığım, hediyelerine hediye ile karşılık veremediğim bir sürü arkadaşım oldu. He isterim ikiden fazla olsun bu güzel insanlar ama sorun bakalım benim ne gibi bir çabam olmuş arkadaşlık için? Kendileri geldiler, ihtiyacım olan şeyi görüp beni yalnız bırakmadılar ve katlandılar tüm ilgisizliklerime.


Ayrıca hakkımda yine en önemli bilgi kaynağı eşim dediğim insan. Aynı şeyleri daha da beterlerini ona yapmamış mıyım? Nedensiz sustuğum, içime kapandığım, aramaları mesajları görmediğim gün olmuş mu


Hiç mi iyi bir şey yapmadım.?
Hiç tanımadığım insanlara saatlerimi verip dertlerini dinledim, fikirler verdim, çoğu sıkıntılarını da çözdüm. Hiç tanımadığım insanların ödevlerine yardımcı oldum elimden geldiğince, hatta günlerimi verdiğim ödevler oldu. a kişisinin bana verdiği bir sırrı b kişisine vermedim. a kişisini verdiği sır nedeniyle kafamda bile yargılamadım. 
Sorun yine, aşkın kitabını yazmışım sorun çözemediğiniz sıkıntınız varsa fikir vereyim. Ödeviniz, işiniz ne yükünüz varsa üstleneyim, omuz vereyim. Şunu paylaş, şurada şundan da bahset deyin bahsedeyim. Ailevi sıkıntılarınızı dinleyeyim, fikir vereyim.


Kimse bilemiyor içimi haliyle. Başka bir amacım yok ki benim. 4 metrekare odamdan aylarca çıkmadığım oluyor benim. Sürekli gitme fikriyle yaşıyorum, benim başka ne amacım olur ki? Birilerinin işine yarayayım, sorunlarını çözeyim, dertlerini azaltayım, bildiklerimi anlatayım bu amacım. Ömrünüzün kısa olacağını bilseniz siz ne yapardınız? Başkaları hakkında konuşarak, başkalarından bahsederek mi geçirirdiniz zamanınızı yoksa bildiğiniz azıcık şeyi de birileriyle paylaşarak, ihtiyacı olanlara yardım ederek mi?
Daha fazlasını istemekten geçtim, istesem de yapamıyorum zaten. Her gün bir avuç ilaç içiyorum, ilaçlarım olmadan nasıl bir canavara dönüştüğümü, bakkala bile gidemediğimi yazmadım mesela ama var bunlar işte.
Benim hayatımda bir kişi fazladan olsa sevinirim ama giderse de üzülmem. Kalanların sahici olduğunu bileyim yeter. Tek isteğim bu buradaki arkadaşlıklardan. 


Ayrıca:
Fikirlerimin içine tüküreyim. Bu yazdığım tüm özelliklerimin de.. Ama ne yapayım arkadaş, buyum işte, daha fazlası değilim.
Bu yazıyı neden yazdım?
Benden fazlasını beklemeyin. Siz isteyin ben vereyim ama istemediğiniz sürece benden bir şey beklemeyin. 
En fazla "Ne güzel yazmışsın"ım. Varsanız varım, yoksanız yokum. Yazdıklarım kadarım, bu kadarım. 

12 yorum:

Lô - Lâ dedi ki...

pippilerin en hasmetlisi, hasmetin pippisi .. seni sen oldugun gibi kabul edenler disinda kimseyi takmayacaksin .. rahatsiz olana baayy bile demene gerek yok .. arti, sanalda popolarin havaya kalktigini da yeni duyuyorum .. bu ne ezikliktir yahu .. ama cok komik hihi

ben okuyorum, zevkle okuyorum .. : )

Hayat_Erkegi dedi ki...

Hani yazıyı okurken çok şey yazmak istedim de, şimdi yazarken aklıma hiç bi bok gelmiyo.

Bide sanırım ilk defa bi yazını tam okudum. Diğerlerini daha ilk satırda kapatırdım. Sanırım bunun nedeni de, yazıyı "sen değil de, ben yazmışım gibi olduğundan" tam okudum. İçten, samimi, öyle işte.

Arkadaşlar ve arkadaşlık konusunda da sana tamamen katılıyorum. Hatta boş boş konuşmaktansa, dedim ya "yazıyı sanki ben yazmışım" gibi olmuş.

Öyle işte..

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Hayretler içindeyim. :-o
Herşeyin suyunu çıkarmakta birinciyiz.

pippi haşmet dedi ki...

Lô - Lâ, garip işler bunlar be Lolam garip işler.

pippi haşmet dedi ki...

Hayat_Erkegi, aslında kapatmayacağın çok yazı daha var blogda ama karman çorman. Çoğu da içten sesler korosu etiketindedir belki ilgini çeken bir şeyler bulabilirsin.
Arada mecbur kalıyorum bunları yazmaya, hiç hoşnut olmasam da yazıyorum işte.

pippi haşmet dedi ki...

içimden geldiği gibi ~~~ , o kadının yaptığı unutulacak gibi değil. Hatırlıyorum o zaman ne kadar sinirlendiğimi de, çevremde biri olacaktı o üşenmez kapısına dayanırdım :))

PAPATYA PRENSES dedi ki...

Manyaksın sen be gözlerim doldu yazdıklarına :) Pislikk:P

Arkadaşlık- ve ilerisi dostluk, karşılık beklemek değildir ki.. Öyle olsa kimse kimsenin dostu olmazdı. Hoş şu yalan düzen dolu dünyada bir elin beş parmağını da geçmez yalansız insanlar. Benim için sen de onlardan birisin.
Varsın siyasi dini görüşürümüz benzeşmesin [benzese tabi ki iyi olur o ayrı :)))) ] değil mi ki sen beni dinliyorsun,benimle ağlayıp benimle gülebiliyorsun, değilmi ki ben seni dinliyorum, seninle ağlayıp gülebiliyorum, işte mesele bu..
Bu arada farkındasındır muhtemelen benim gibi düşünmeyen insanları hayatıma ciddi anlamda sokmam ben. Çünkü bir yerde mutlaka anlaşmazlık doğar. Ama sen başkasın!

Bu yazıyı yazma sebebin olan insan hakkında seni uyarmıştım ama ama ama..

Seviyorum seni :)

pippi haşmet dedi ki...

PAPATYA PRENSES, :) evet keşke düşüncelerimiz de aynı olsa ama farklılıklarımız değil mi bizi zenginleştiren. hem ne zaman sorun oldu ki değil mi? Tartışırız belki en fazla ama iki saat geçmeden biter gider her şey. Dostluk böyle bir şeydir.
Evet karşılık veremiyorum ilgine ama ne zaman dost kelimesi geçse aklıma gelen insanlardan birisin. Görmeden önce de böyleydin gördüm daha da bir sevdim. Bambaşka bir zevk seninle olmak.

Evet uyarmıştın kafama tüküreyim dinlemedim sözünü :) Canım sağ olsun, bir musibet bin nasihatten yeğmiş :D
Seviyorum seni :)

a.nur... dedi ki...

ne samimi yazı. bu yüzden son günlerde okuduğum en güzel.

pippi haşmet dedi ki...

a.nur..., yerine ulaşmıştır umarım. Bir daha kırılmaz kalbim benzer sebeplerle.

Gizem dedi ki...

Neyin var ki merak ettim. Ciddi bir hastalığın mı var, geçmiş olsun şimdiden. Üzüldüm canım yazdıklarına. Bunları ben de anlatsan dinleyebilirdim senden. Ben de bazen kimseyle sammimi olmamak lazım kararı alıyorum ama çok kötü be. Hiçbir zaman uygulamam. Ki arkadaşlarım da var. Bence sen de uygulama diyecektim ama devamında yaşadığın şeyi yazmışsın onu gördüm. Bilmiyorum. Bence yine de uygulama. Bu arada mutluluklar dilerim sana hayatında örtmenim :)

pippi haşmet dedi ki...

Gizem, daha temkinli olarak devam edeceğim o kadar.