30 Haziran 2011

Aptal Melek


Aslında bloga yazmadığım, yazmak istemediğim çok hikaye var bende. Biraz başlayalım bakalım belki cesaret edip devamını da yazabilirim. 

Bendeniz ilköğretim boyunca şımarıktım ama suç beni şımartan salak arkadaşlarımda. Arkadaş, abartmıyorum beni karşılayıp çantamı taşıyan kız vardı, varın siz düşünün gerisini.
Ben de sevimli hayalet Casper gibiyim, herkesle arkadaşım. Popüler olunca herkes biliyor seni, hiç görmediğim insanlar aaa pippi deyip neredeyse imza alacak. Herkesle de arkadaşlık ederdim ama tek seferlikte kalırdı, herkese yetişemezdim haliyle. 

Liseye geldik. Liseye gitmem için 45 dakikalık bir yol aşmam gerekiyordu ve bencileyin arkadaşların olduğu bir servise yazıldım. Bir iki hafta geçti, servise iki dershane öğrencisi geldi. Yalnız bunlar bizden çok büyük. 18-20 yaşında tipler. Ben yine leyla leyla onlarla da arkadaş oldum. Çocuklar sigara içiyorlar ben de inanmayacaksınız ama o zamanlar Yeşilaycıyım. Sigara içiyorlar diye sarı kafaya "Ne anlıyorsunuz şunu içmekten yazık değil mi erken yaşta öleceksiniz" deme gafletinde bulundum. Bulunuş o bulunuş patladı gitti.. Sarı kafa bu cümlemden aldığı gazla bana aşık oldu. Zaten adam bana yakın olmak için dershaneye yazılmışmış meğersem, sonradan çıktı bu ortaya. 

İlk başlarda sakin sakindi her şey. Şoförle girdiğim müzik zevkinden doğan tartışmalarda benim rock kasetlerimi çaldırıyordu falan işime yarıyordu arada. Sonra bir gün "Seninle bir şey konuşmam lazım"lar başladı. Anladım tabii aslında ama emin de olamadım, benim gözümde koca adam sonuçta. Konuştuk olmaz dedim, bitti sandım ama neeeerde.. Bu ses biter mi arkadaş, bitmedi. Her gün bulduğu her fırsatta "arkadaşlık teklif" etmeye başladı. Sessizce de yapmıyor bunları, sürekli bir olay etrafımda. Benim sert erkekleri sevdiğimi düşünmüş olacak ki, her gün bir kavga. Ama hakkını yemeyeyim güzel dövüyordu milleti.  

Okulumda onun arkadaşlarından biri de okuyormuş. Bir gün bir baktım bizim sarı kafa okulda. Spor salonuna gidiyorum peşimden geliyorlar, kantine gidiyorum peşimden geliyorlar. Sarı gitti, bu sefer de arkadaşı peşimde dolaşmaya başladı. Neymiş beni kontrol ediyormuş, eğer beni üzen bir durum olursa anında sarı gelip müdahale edecekmiş. "Ama seni çok seviyor, ben de söyledim bu iş böyle olmaz diye ama dinletemedim." dedi.

Bir gün serviste benim okulun çıkış saatleri ile ilgili sorun çıktı. Süper liseliler "Aaa biz o kadar saat onları mı bekleyeceğiz?" dediler, beklemezlerse akşam 8 arabasıyla dönmek zorunda kalacağım o da en iyi ihtimalle. Eve gidene kadar 9 olacak, yemek yiyeceğim de ders çalışacağım daha.. Neyse o kadar abarttı ki bir tanesiyle ağız dalaşına girdik. Çok sinirlendim tabii. Sarı o gün gelmemişti ama beni bekliyordu yine. Beni sinirli görünce servistekilere sormuş ne oldu diye, anlatmışlar onlar da. Ertesi gün gittiğimde benimle ağız dalaşına giren çocuğun gözü mosmordu, ağzı burnu yamulmuş çocuğun. Çocuk dediğim de yani 180 filan var boyu, nasıl yedin o dayağı, utanmadın mı be adam 70lik adamdan dayak yerken. 
Serviste başka bir çocuk daha vardı, süper liseli. O da bana aşık olmuş güya. Haydaaa.. Bunlar bir gün ergenliğe esir olup maç yapmışlar ve geyiğine kim kazanırsa pippi ona evet diyecek diye fal bakmışlar. Bizim sarı kaybetmiş. Sen misin kazanan diye bu sefer de onu dövmüş..

İkinci sene bunlar dershaneye boşuna gittiklerini anlayıp servisten ayrıldılar ama deli baş sarı kafa yılmadı. Ben servisten iner inmez saklandığı arabanın arkasından çıkıp "Merhaba, bir şey konuşabilir miyiz?" demeler mi, ben hafta sonu arkadaşıma giderken arabasıyla beni görüp peşimde "Günün Birinde" çalarak gezmeler mi.. Off ki of yani..

Sonra cep telefonu alındı bana, hayda bu sefer de numaramı öğrendi. Mesaj üstüne mesaj arama üstüne arama. Lütfen konuşalım, lütfen beni dinle. Ya sanki ikna olacağım anlamıyorum ki.. Aylarca böyle devam etti bu sefer de. Tabii bir yandan diğer tacizler de devam ediyor. Yılbaşı gecesiydi hiiiç unutmuyorum. Bir heves yılbaşı hazırlığındayım, o zamanlar benim için özeldi yılbaşı gecesi. Zaten son özel de oydu. O gece büyük bir hevesle babamı bekledim ama babam yine gecenin bir yarısı geldi falan fişman o kısmı geçelim. Bir mesaj geldi bana, "Yarın şuraya gelmezsen olacaklardan ben sorumlu değilim." Haydaaa.. O zamanlar korkuyor insan böyle şeylerden. Berbat bir geceydi özetle. Ertesi gün bir fırsatını bulup evden aradım bunu. Bir bağırdım "Sen ne yapmaya çalışıyorsun, yeter be. Gelmiyorum lan ne yapacakmışsın görelim."  Pıstı kaldı bir şey diyemedi. Kapattım telefonu. 
Bir gece bir mesaj "intihar ediyorum yeter başka çarem kalmadı" Kafayı yedim tabii, şimdi olsa umurumda olmaz ama o zaman çocuğum daha ve birinin benim yüzünden öleceği düşüncesinden çok "aha şimdi sıçtım herkes öğrenecek" yüzünden korkuyor insan. Vazgeçirdim, zaten ölemezdi de salak. 
Ve nasılsa bundan daha kötü bir şeyle karşıma çıkamaz diye hiçbir mesajına, aramasına karşılık vermeme kararı aldım. 
Yine mesaj üstüne mesaj, arama üstüne arama ama artık ilgilenmiyorum tabii ben.
Bir gün "ben kan kanseriyim" diye mesaj attı. Düşünün o kadar yani. İnanmadım tabii güldüm geçtim. İnanmadım ama bunun takdir edilmesi lazım çünkü o zaman her şeye inanan, süzme salaktım ben. Akıllı bir şey olsam zaten en başından hiçbir tepki vermezdim. Bunu bile bir yıl sonra akıl edebildim.

Sonra bu pes etti yavaş yavaş. Davranışı pekiştirilmediği için söndü de diyebiliriz. 
En son bir mesaj daha gönderdi "ben askere gidiyorum, kimseyle küs gitmek istemiyorum. Hakkını helal et" diye. Normalde salağım helal olsun deyip başıma yine sarardım ama her nasılsa akıllı bir günüme denk gelmiş demek, cevaplamadım. 
Herkes "askerden kaçar senin için" diyordu ama 18 ay kafamı dinledim. Döndüğünde de evlendirdiler bunu. 

Hani şu "Gelmezsen olacaklardan ben sorumlu değilim." dediği gece var ya.. O gece arkadaşlarıyla deli gibi içmiş bu. Arkadaşlarıyla benden de konuşmuş. Sonra da o arkadaşlar ortak arkadaşımız olduğu için bir gün konu çıkınca anlattılar bana o geceyi. Meğer bu sarı salak babasına demiş ki: "Ben pippi'yi seviyorum, o da beni seviyor ama babası istemiyor beni." Babası da süper bir çözüm sunmuş: "Kaçıralım o zaman." Kaçıracakları evi bile ayarlamışlar. O gece bunları anlatmış ve beni tehdit etmiyormuş aslında, hazırmış zaten her şey. Arkadaşları olmaz gitmez diye diye ikna etmişler bu süzme salağı.

Ben gerçekten ne kadar salağım bilin yani. Bu evlendikten sonra şoförlüğe başladı ve benim her gün gittiğim yolun şoförlüğünü verdiler buna. Ona denk geldikçe bakmadım, ses etmedim hiç. Karısı hamileymiş meğer. Bir gün bir ilan verdiler. (Küçük yer olunca ilan veriliyor) Bunun çocuğu birkaç gün yaşayıp ölmüş. Hadi dedim böyle zamanda küslük olmaz. Şoför olduğu için kartvizitlerde numarası yazıyor. Mesajla eşine de ona da baş sağlığı diledim. Cevap vermedi haliyle. 
Ondan sonraki ilk karşılaşmada yanıma yaklaştı. "Sen gerçekten melek gibi biriymişsin. Kimse yanımda yokken sen bana destek oldun yine." dedi. "Heh şimdi sıçtın kızım pippi. Cennete biletin hazır da hemen de gitmeyeydin" dedim. Sonra bu devam etti. "Karıma da bahsettim senden. O da seninle tanışmak istiyor, hiç arkadaşı yok canı sıkılıyor." Yine bir "haydaaa" dedim. Sonra da "Aman canım sen de ne zaman görecek de tanışacağız" dedim kendi kendime. Aynı hafta karısıyla otobüste karşılaştık, şoför de bu sarı kafaydı. Tanıştırdı bizi. İyi kız ama küçük benden 4-5 yaş. Kızla ineceğim yerden erken inip yürüye yürüye konuşmaya başladık. Havadan sudan konuşuyorduk, birden konu nasılsa şuraya geldi: "Herkesin geçmişinde yaşadığı şeyler var benim de yaşadıklarım var tabii. Sonuçta benimle evlendi, geçmişte kaldı yaşadıklarınız." Anaa noluyoruz derken düştü jeton. Bu salak tüm ilçeye dünyaya yaydığı gibi karısına da bizim sevgili olduğumuzu söylemiş. Neyse dedim yine ne kalacaksa bende kalsın, bozmayayım saadetlerini(!) Bir daha da başımla selam vermenin ötesine geçmedim. Sonra da merkeze taşındılar. Arada düğün dernekte rastladıkça anası, karısı kıskanç kıskanç bakıyor bana o kadar.
İbret alın, yaptığımı yapmayın diye anlattım.

İyiyim falan da benimki salaklık boyutunda. 

28 Haziran 2011

Joseph Kony


Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Mahkemesi'nin listesinde Ladin'den bile üst sırada yer alan bir isim Kony. Yakalanamıyor bir türlü. 1988'den beri kaçak. 
Joseph Kony Kimdir?
64 doğumlu bu kişi, Uganda'da dünyaya gelir. Ailesi Acholi diye bir kabiledendir. Ergenlik yıllarında yaşadığı yerin büyücü şifacısı olan ağabeyinin yanında çalışır o öldükten sonra da onun ünvanını alır. Çocukken de bir garipmiş zaten. Okulda da sorunlar yaşamış, belli kontrol eden kimse olmamış ki okulu bırakıp canavara dönüşmüş. Kutsal Ruh Hareketi diye bir grubun etkisinde kalmış liseden ayrılmış. Kuzeni Lakwena, hayat kadınıyken birden kabilenin tanrıçası haline gelir, bir sürü büyü yapar ve herkesi ruhani gücüyle etkiler, tabii Kony'i de. Lakwena ve ona inananlar Tito Okello'yu destekler ama Museveni tarafından Okello'nun devrilmesi müritler için yıkım olur ve isyan çıkar. İsyan bastırılırken Kony'nin ailesi Kony'nin gözleri önünde öldürülür ve Kony intikam yemini eder. Lakwena ise Kenya'ya kaçar.

Kony, Lakwena'dan kalan boşluğu doldurmak için onun güçlerinin artık kendinde olduğunu söyler ve peygamberliğini ilan eder. Yönetimin dini temelli olması için "Tanrı'nın Direniş Ordusu -TDO- Lord's Resistance Army" adıyla bir ordu kurar. Kony, 10 Emir'e uymayanları öldüreceklerini söyler. Kony, meleklerinin olduğunu ve birçok bilgiyi meleklerinden aldığını söyler, geleceği bilmesiyle de etrafındakileri etkilemeyi başarır. 

Uganda'da 104 bin çocuğu kaçırıp Uganda ordusuna karşı savaşmaya zorlamış bu kişi, tabii türlü işkencelerle. Kaçırıp askeri yaptığı çocuklara verdiği ilk görevse kendi ailelerini öldürtmekmiş. Erkekleri asker yaparken kız çocukları seks kölesi yapıyormuş şerefsiz herif. Komutanlarına sunuyormuş kız çocukları. Ona karşı gelenler en iyi ihtimalle kulaklarını, dudaklarını ya da burunlarını kaybediyor ama çoğunlukla öldürülüp kanları ise onu öldürenlere içiriliyormuş. Kaçırdığı bazı çocukları da başka direniş örgütlerine satıyormuş. İnternette maalesef işkence gören çocukların fotoğrafları da bulunuyor, eklemeye gönlüm el vermedi açıkçası.

86'dan beri 2 milyon insanın göç etmesine neden olmuş. Bu kişilerden çoğu da mülteci konumunda devam ediyor yaşamına. Kamplara sığınan insanları da rahat bırakmıyor. Köyleri, kampları ne bulursa talan ediyor, herkesi öldürüyor, tecavüz ediyor, çocukları kaçırıyor. 

Bu herifin 60 karısı 100 kadar da çocuğu varmış. Bir de eşlerinin elbiselerini giymekten hoşlanıyormuş. Bir de çocuklarından birine George Bush adını vermiş. Tabii insanın o kadar çocuğu olunca isim de seçemez doğru dürüst haklı adam bir yerde. Kendi çocukları daha farklı muamele görüyor tabii. Onlar daha güzel yemeklerle besleniyor ve kaçırılan öğretmenler tarafından eğitim görme fırsatı buluyor. 
Sık sık Rambo filmini izliyormuş Kony. Allahtan Pokemonları izlemiyor.
Herif salak ya malum, kutsal suyla yıkanıp yağlanarak kurşunlardan korunuyormuş güya. Gerçi inanacak gibi oldum şimdi ben de, neden bulanamamış ki bu adam alla alla..

Uganda'daki bu sorundan ilhamla çekilmiş bir film de var: Lord of War

Uluslararası baskı uygulanmış bu adama ama nafile, yaptığı rezilliklere dur demeye yeterli olmamış hiçbiri. 11 Eylül'den sonra ABD bu herifin örgütünü de terörist örgüt listesine eklemiş. Bu adam, en son uluslararası yakalama talebi kalkmazsa ben de barış antlaşması imzalamam Uganda ile demişti ama sonra ne oldu bilemiyorum tabii.
Bir de Uganda, bu adamdan ve ordusundan kurtulmak için zamanından onun elinden kaçan kişilerden yardım istiyormuş. Onu bulma görevini bu kaçaklara vermiş. Ama sürekli yaklaşmalarına rağmen bulamıyorlarmış. 

Ruhlar tarafından ele geçirildiğini düşünüyormuş bu adam. Her yıl Uganda'daki Ato tepelerine gider, orada günlerce güneşin altına ağnanırmış. Karıncalar üzerini tamamen kaplayana, derisine işleyene kadar Ato tepelerinin zirvesinde yatarmış öyle malak gibi. Hayır herif malak gibi yatarken bunu arayan millet nerede uyuyor onu anlamadım ben. 
Üzerine Yao diye bir bitkinin yağını sürüyormuş. Bir mağaraya girip haftalarca orada yaşarmış. Enteresan..

10 Emir konusunda da çok ısrarcıymış ve bu uğurda yaptıklarının suç sayılmadığını 10 Emir'i kendisinin bulmadığını, Tanrı'nın kuralları olduğunu söyleyip kendini savunuyormuş. Bahanesiz ölüm yok tabii. 

Hartum'daki aşırı islamcılarla olan ilişkileri nedeniyle iyice kafayı yemiş. Sözde Hristiyan inancı da değişmiş. Askerleri köyleri yağmalarken "Allahu Ekber" demeye başlamış. Domuz eti yasaklanmış. Cuma, kutsal gün olmuş. Kony, Muhammed adını almış. Şu anda inancı, her dinden özellikler taşıyan bir halde devam ediyormuş TDO.

2005'te Uluslararası Ceza Mahkemesi, işlediği suçlardan dolayı Kony, yardımcısı ve örgütün üç komutanı ile ilgili tutuklama kararı çıkarmış. 2006'da üç komutandan biri olan Lukwiya Uganda ordusunca öldürülmüş. Kony hakkında 12 tanesi insanlığa karşı işlenen suç, 21 tanesi de savaş suçu olmak üzere toplam 33 suçlama ile bir iddianame hazırlanmış. 
2006'da yine, Kony açıklama yapıyor. Bizde çocuk yok, asker var. Kötü bir şey yapmıyoruz biz diyor. 
2008'de ABD'de Nitelikli Global Teröristler listesine ekliyor. Nitelikliyse sorun yok, hemen iş bulur evet. tövbe tövbe..

Herif, en son Kongo'da görülmüş. Yukarıda dediğim gibi, bu adamın elinden kaçan eski askerleri Kongo'nun altını üstüne getiriyor ama adam sırra kadem basıyor. 
2010'da Obama, TDO Silahsızlandırma ve Kuzey Uganda'yı Yenileme Antlaşması imzalıyor. 
Şu sitede çocuklarla ilgili videolar yer alıyor:  http://www.invisiblechildren.com/

Güncelleme: 2012 'de halk Joseph Kony'nin yakalanması için bir hareket başlattı ve bu hareket şu an tüm dünyadan destek görüyor. İnvisible Children, tüm Amerika'yı posterlerle donatacak.
Amerika'dan destek gören bu hareketi takipte kalın. 
http://kony2012.s3-website-us-east-1.amazonaws.com/ adresinden destek de olabilirsiniz.


Garip Değilim Ben

  • Dağınıklık benim düzenim. Düzenli olunca hiçbir aradığımı bulamıyorum.
  • Herhangi bir şey sadece tamamen benim olduğunda benimdir. Ancak o zaman benimseyebilirim. Aksi takdirde kullanmayı da öğrenemem. Bilgisayar mesela, bir sürü dersini gördüm, o derslerde ilgimi çekmedi, bana ait bir bilgisayarım oldu ancak o zaman öğrendim her şeyini. Bisiklet mesela, kendi bisikletim olana kadar öğrenmedim, kendi bisikletim alındı atladım üstüne vurdum kırbacı. Ehliyetim var mesela ama babamın arabasını kullanmayı sevmiyorum, illa kendi arabam olacak o zaman yolların tozunu attıracağım, böylee hızla giderken el frenini çekeceğim mesela, aklımda bu. 
  • Grup çalışmasına müsait değilim. Her işi mükemmel yapma gayretindeyimdir bu da grup çalışmasına engel bir durum ama bir grubun yapabileceği her şeyi tek başıma da halledebilirim.
  • Dünyada her şeyin olabileceğine fazla inanmışımdır, en imkansız zannedilen, kimsenin inanmayacağı yalanlara bile inanırım. Bilirim mantıklı değildir, içimdekilerden biri her zaman yalanı yakalar ama asla o an söylemez asıl ben, sadece inanır. Sadece aklında tutar lazım olunca kullanılır bu bilgi.
  • Çizgilere basmamaya çalışırım, ama bu özelliğimi Teoman'dan sonra fark ettim.
  • Evden çıkmadan önce pantolonum delik mi, çorabım kaçık mı, saçım nasıl diye kırk saat bakarım kendime.
  • Maddi hediyeleri kimin verdiğini unuturum, hatta onların hediye olduğunu bile unuturum.
  • Her işe sağ ile başlarım. Ayakkabı, çorap, terlik illa sağa önce giyilir. Bir yere girerken sağ ile girerim eğer solla girdiysem çıkar tekrar girerim, sol denk gelecek şekilde yürüyorsam sekerek adım değiştirir sağla girerim yine.
  • Selam vermeyi unuturum, garip bu bence.
  • Odamdaki eşyaların yerleri kolay kolay değişmez. Aldığım bir ayakkabıyı, kotu eskiyene kadar giyerim. Bir gün onu bir gün onu giymem.
  • Seviyorsam, benim diyorsam kıskanırım. Yok umumi bir hal aldıysa karşımdaki kıskanmayı keserim ki sevgim de kesilmiş olur.
  • Her altı ayda bir, bazen üç ay da olabiliyor, çevremi değiştiririm. Kalanları alırım gerisini gönderirim.
  • Laf sokma konusunda herkesi geride bırakacak kadar yeteneğim varken bir gün bir arkadaşın yüzündeki ifadeyi gördükten sonra bu özelliğimi kullanmamaya söz verdim. Belden aşağı, belden yukarı hiç fark etmez, lafımın üstüne laf söylenemezdi bir zamanlar ama iştee.. Şimdi laf sokmuyorum kimseye ama karşımdaki o ukala ifadelerine devam edince içimden kendime sokuyorum lafları.
  • Bir insanı ilk başta sevmediysem sevmeye çalışsam da sevemiyorum. Paçaya yapışan tiplerden kurtulmanın 40 yolu adlı bir kitap yazma hayalim var.
  • O kadar çok şey istiyorum ki öncelik veremediğim için hiçbirini yapamıyorum.
  • Bir bardağı kırana kadar yıkama özelliğim var. Çatalı kırk defa silerim. Hatta kendi çatalım kaşığım bardağım ayrıdır.
  • Birinin odama girmesi yaşamıma müdahale gibi gelir kimseyi kolay kolay odama almam.
  • Bozulan bir eşya tamir edildikten sonra eskisi gibi çalışsa bile bendeki değeri bitmiş olur, muhtemelen işine yarayacağına inandığım bir arkadaşa veririm.
  • Telefonda konuşurken sabit kalmam imkansızdır. Yürürüm, kalemle kağıtla oynarım bir şeyler yaparım ama hareketsiz kalamam.
  • Umumi tuvaletleri kullanamam. Başkasının evinde banyo yapamam. Banyoda terliksiz duramam, o terliği de çorapsız giyemem.
  • Çıplak ayakla dolaşmam dolaşanı sevmem. Açık terlikle dolaşanları görmeye dayanamam. Çorapsız dolaşmam, dolaşanları da görmeye tahammül edemem.
  • Hangi konudan bahsederse bahsetsin, bir kitabı kitaplığıma atma fırsatım varsa asla kaçırmam o fırsatı. 
  • Kitaplarımı ödünç vermeyi sevmem. Kitaba nasıl davranması gerektiğini bilmeyenler yüzünden sırf onlar mahvetti diye aynı kitaptan bir daha aldığım da olmuştur. 
  • Yere düşen eşyayı tekrar lazım olana kadar almam yerden, öylece bekler.
  • Ya hep ya hiç ana felsefemdir. Derse geç kaldıysam derse girmem derecesinde bağlıydım bu felsefeye. Şimdi de öyle..
  • Yanımdaki kıza kimse bakamaz, kimse laf atamaz alırım aklını. Ama kendime laf atana sadece sertçe bakarım ya da duymazdan gelirim, aşağılanmayı hak etse de acıdığım için bunu yapamam.
  • Köprü, kestirme yol kullanmak son çare olmadıkça kullanmam.
  • Misafirimi evde ağırlamam. Evin özel bir yer olduğunu düşünürüm. Dışarda görüşürüm arkadaşlarımla.
  • Sevgilim haricinde kimseyle mecbur kalmadıkça sinemaya gitmem.
  • Bende olan bir şeyi ya da bana özel bir şeyi başkası da aynen yaparsa, alıp kullanırsa o kişiyi silme derecesine gelirim. O kopyalanan şeyi de bırakırım, nadiren devam ettiğim görülmüştür.
  • Ezber bilgileri ukala ukala sunanlardan tiksinirim. Sağlıklı yorum yapanları el üstünde tutarım. Fikirlere, ezber bilgilerden daha çok önem veririm.
  • Sohbet programlarında arkadaşlarıma rastladığımda selam veremem, işi vardır o selam versin derim, beklerim öyle mal mal. 
  • Çok korktuğumda kendi yüz ifademi düşünüp gülerim mütemadiyen.
  • Moralim çok bozuksa ve düzelsin istiyorsam açarım müziğin sesini sonuna kadar Misket falan dinlerim. Yok düzelmesin daha da bozulsun, Allah cezamı versin istiyorsam "Kimseye Etmem Şikayet" açarım. Kızgın sinirliysem daha da pekişsin istiyorsam metal ya da bol küfürlü rap müzik dinlerim. 
  • Reflekslerim çok kuvvetli olduğu için sık düşmem, kaza geçirmem. Bu yüzden de yılda bir kez de olsa eğer bir fırsat çıkmışsa refleksi kontrol etmeye çalışır ve düşmeme izin veririm. Çocuk düşe düşe büyür ne de olsa..
  • Gazeteye sarılmış bir şey görürsem illa o gazeteyi okurum, ya da masaya serilmişse eğer bir yandan yemek yer bir yandan gazete okurum. 
gibi gibi gibi

27 Haziran 2011

İslami Seks Shop

Efenim siz de eşinize sürpriz yapmak istiyorsanız online olarak bir şeyler alabilirsiniz ona.
Ne mi? Don gömlek ne bileyim işte..

Hollanda'da seks ürünleri satan İslami bir site açılmıştı. Reklamlarını görünce yine, yazayım dedim. Siteye erkekler sağ, kadınlarsa sol taraftaki linkten ulaşabiliyormuş.
Satılanların hepsi helalmiş, sıkıntı yok. 
Vibratör falan beklemeyin daha çok masaj yağı, parfüm gibi ürünler satılıyor.

26 Haziran 2011

Cinsel Gelişim ve Freud

Aslında öğretmen adaylarının bildiği bir konu bu ama yeterince anlaşıldığından şüpheliyim. Sadece çalışıp geçilecek bir konu değil bu. Herkesin özellikle de her ebeveynin çok iyi bilmesi gereken bir konu, bu yüzden de ekliyorum buraya ayrıntılarıyla.

Freud, bireyin kişisel gelişiminin beş dönemden oluştuğunu söylüyor:
1) Oral Dönem
2) Anal Dönem
3)  Fallik Dönem
4) Gizil (Latans) Dönem
5) Genital Dönem

Oral Dönem
0-18 aylık çocukların içinde bulunduğu dönem oral dönem oluyor efenim. Bu döneme, Freud'un "id" olarak belirttiği ilkel benlik hakimdir. Çocuk bu dönemde annesine bağımlıdır. Bu dönemde temel eylem "emme"dir. Çocuk emerek beslenir. Sadece beslenmek için değil dünyayı tanımak için de ağzını kullanır. Gördüğü herhangi farklı bir şeyi ağzına götürme isteği bundandır.
Yine bu dönemde ihtiyaçlarının annesi tarafından karşılanmasıyla "verme-alma" duygularını tanır. Eğer çocuğun ihtiyaçları bu dönemde sağlıklı bir şekilde -ne az ne çok- karşılanırsa çocuk karşısındaki insanlara yardım etmeyi seven ve bunu karşılık beklemeden yapan biri olabilir. Aksi durumlarda saplanma olabiliyor.

Oral döneme Saplanma (Fiksasyon ya da Asılı Kalma)
Çocuk, bu dönemde memeden erken ya da geç ayrılırsa başka bir ifadeyle ihtiyaçları çok ya da az karşılanırsa bu döneme yani oral döneme saplanabilir. Bu ne demektir.? İlerleyen yıllarda da bu dönemin özelliklerini gösterebilir. Oral döneme saplanan bir kişi, ilerde sigara ya da alkol bağımlısı olabilir, cinsel faaliyetlerinde ağız etkin olabilir, çok fazla yemek yiyebilir, aşırı bağlanma yaşayabilir. Aşırı saldırgan, küfreden biri de olabilir. Bunların dışında "verme-alma" dengesini sağlayamadığı için insanlara karşılık beklemeden yardım etme duygusunu edinemez, yaptığı her şeyin bir karşılığını bekler hale gelebilir.

Anal Dönem
1,5- 3 yaş arası çocukların içinde bulunduğu dönem. Bu dönem tuvalet eğitimi için kritik dönemdir. Kritik dönemden kasıt, tuvalet eğitimi bu dönemde edinilmezse bir sorun var demektir. Bu dönemde çocuk tuvalet kontrolünü öğrenir, dışkıların atılmasının gerekliliğini ve bunu insanı malum sıkıntıdan kurtaran bir haz olduğunu keşfeder.
Bu dönemde yanlış ve doğru davranış ayırt edilmeye başlanır, süperego gelişmeye başlar.
Kişi bu dönemi sağlıklı olarak atlatırsa kendi kararlarını kendi verip kararlarının sorumluluğunu alabilmeyi öğrenir. Kendine saygısı gelişir, diğer insanlarla sağlıklı ilişkiler kurabilir.

Anal Döneme Saplanma (Asılı Kalma)
Çocuk eğer tuvalet kontrolü konusunda ailesinden çok fazla baskı görürse ya da bu konuda çok serbest bırakılırsa anal döneme saplanabilir.
Bu konuda baskı gören birey, dışkının atılmasının zevkini almak yerine dışkıyı değerli bir şey olarak yorumlar bu da onun ileride cimri, aşırı titiz, aşırı düzenli, inatçı, sabit fikirli olmasına sebep olabilir.
Bu konuda çok serbest bırakılan bireylerde dağınıklık, umursamazlık görülebiliyor.


Fallik Dönem
3-6 yaş arasını ifade eder. Bu dönemde cinsel duygular ve saldırganlık daha baskındır. Bu dönemde ailelerin çok fazla şikayetçi olduğu, cinsel organla oynama davranışı görülür. Bu davranış aslında normal bir davranıştır, aileler paniklememeli. Çocuk bu davranışı, bedenini tanıma amaçlı yapar. 
Bu dönemde vicdan gelişmeye başlar. Cinsel gelişim içinde yaşanan saldırganlığı vicdanı hafifletir.
Bu dönemde cinsel kimlik oluşmaya başlar. Karşı cinsi küçümseyip kendi cinsini yüceltmek sık rastlanır bir davranıştır. Yine ailelerin endişelenmemeleri ve yargılamamaları gereken bir konu daha var: mastürbasyon. Çocuklar bu dönemde sürtünme yoluyla tatmin yaşayabilirler. Bu dönemdeki çocuklar kendi cinsiyetindeki ebeveyni taklit etmeye ve cinsel kimliklerini bu yolla da edinmeye başlar. Kendi cinsiyetindeki ebeveyni taklit etmesine eder ama karşı cinsteki ebeveynini fazla benimsediği için de yine kendi cinsindeki ebeveyne düşmanlık besler. Hepimizin bildiği oedipus ve elektra karmaşaları yaşanır. Bunlara da değinmek lazım tabii.

Oedipus Karmaşası: Oedipus, Yunan mitolojisinde bir karakter. Linkten ayrıntılar okunabilir. Özetlersek, Odi'nin babası oğlundan olsun ölümün şeklinde lanetlenir. Baba da önlem olsun diye onu yok etmeye çalışır ama işler umduğu gibi gitmez ve yıllar sonra başkalarının büyüttüğü ve gerçek babasını bilmeyen Odi gelir. Şehri kurtarır ve kral olan babasını öldürüp kraliçe ile evlenir. Daha sonra işler anlaşılır tabii ama iş işten geçmiştir. İşte bu mitolojik hikayeden gelir Oedipus Karmaşası. Erkek çocuğun babasını düşman görüp annesine derin bağlılık duymasıdır. 

Elektra Karmaşası: Elektra, Yunan mitolojisindeki karakterlerden biri. Babasının öldürülmesine neden olduğunu düşündüğü annesini ve onun sevgilisini öldürüyor. Babasına büyük aşk duyan Elektra'dan ilham alan Freud da babaya düşkün olup anneye düşman olan kızlar için bu karmaşayı uygun buluyor. 

İğdişlik Korkusu: Bu, inanılmaz etkilere neden olabilen bir korku. Erkek çocuklar bu yaşlarda penislerine çok fazla anlam yükler. Bunda çevrenin de büyük etkisi bulunmakta. "Amcana pipini göstersene" cümlesine maruz kalmamış erkek çocuk yok denecek kadar az malum. "Hanimiş oğlumun pipisi" gibi cümlelerle erkeğin sahip olduğu en önemli şeyin penisi olduğu düşüncesi çocuğa daha o yaşlarda veriliyor maalesef. Çocukta da "Ya en değerli şeyimi kaybedersem..." düşüncesi baş gösteriyor. Hele de kızlarda penis olmadığını öğrenip bunun erkeklere verilmiş bir lütuf olduğunu düşündüğünde penise daha da fazla anlam yüklüyor. Bir de üstüne ceza olarak penise zarar verme konulu tehditler eklenince iğdişlik korkusu beliriyor. "Çağırın sünnetçiyi", "Keserim pipini", "çükün düşer" gibi cümlelerle pekiştirilen bu korku, ilerleyen yaşlara kadar devam edebiliyor. 
"Ben penis sahibiyim, penisim olduğu için de mükemmel biriyim, kadınlardan üstünüm" düşüncesi ta o zamanlardan gelen bir düşünce işte.
Bir de hepimizin bildiği bir gerçek var: Çoğu erkek küçücük bir çizikte dünya yıkılmışcasına tepki verebilir, azıcık bir ateşi çıksa yataklara düşebilir. Bunun nedeni de işte bu iğdişlik korkusu. Ya penisime bir şey olursa düşüncesi ile erkeklerin bazılarında böyle davranışlar ortaya çıkabiliyor.

Burada eklemem gereken bir şey var. Sünnet yaşı çok tartışılmakta malum. Sünnetin 2,5-5 yaş arasında yapılmaması gerekmekte. Sünnetle birlikte bedensel herhangi başka bir müdahale de çok mecbur kalınmadıkça bu yaşlar arasında yapılmamalı. Bu yaşlarda yapılırsa yaşadığı baskıdan dolayı iğdişlik korkusu, girişim eksikliği görülebilir. 2,5 yaşından önce ya da 8-10 yaş gibi daha ileri yaşlarda yapılması uygun. Yine de eğer sağlıkla ilgili sorunlar nedeniyle 2,5-5 yaş arasındaki çocuğun sünnet olması gerekiyorsa, çocuğa bunun uygun bir dille anlatılması hatta psikologdan yardım alınması, çocuğun hiçbir aşamada yalnız bırakılmaması, hediyeler ile ödüllendirilmesi gerekmekte.

Fallik Döneme Saplanma
Çocuk bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatamaz, davranışları aşağılamalara, ayıplamalara, yargılamalara neden olursa fallik döneme saplanabilir. Bu da aşırı çekingenliğe, karşı cinsle ilişkilerde sorunlara neden olur. Cinsel konularda fazla bağnaz, enseste aşırı tepkili ya da eğilimli olabilir. Yani yine aşırı uçlara neden oluyor. Çok uç fanteziler ya da çok uç tepkiler. Bazılarımızın porno izleyen insanları yok edelim, taşlayalım, öldürelim tepkilerinin nedeni budur işte.

Gizil (Latans) Dönem
6-12 yaşları arasındaki çocukların içinde bulunduğu dönemdir. Gizil dönem adından da anlaşıldığı üzere cinsel gelişim içinde gizli dönemdir. Çocuk, bu dönemde enerjisini okula ve derslere yönlendirir. Bu dönemde bir önceki dönemin aksine hemcinsler önem kazanır. İletişim daha çok hemcinslerledir. Çocuklar bu dönemde sosyalleşir. Yetişkinlikle olumlu iletişim kurulur. 

Gizil Döneme Saplanma
Fallikten sonrası için saplanma ifadesini kullanmak yanlış oluyor aslında ama yine de Gizil döneme saplanmayı Erikson'un kişilik gelişim kuramı ile anlatmaya çalışayım. (Onu da yazacağım yakında) Erikson, kişilik gelişim kuramında 6-12 yaş için Çalışma ve Başarılı Olmaya karşı Aşağılık Duygusu demiş. Bu ne demek? Bu dönemde eğer başarıları, çabaları sağlıklı bir şekilde yorumlanır ve gerekli takdiri görürse çocuk bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlatır ve başarılı olma duygusuna sahip olur. Çocuk, bu dönemi sağlıklı bir şekilde atlamaz, yaptıkları takdir görmez, alay edilir, küçümsenirse eğer aşağılık duygusuna neden olur ve bu duygu da ilerleyen yaşlarda da etkisini gösterir. "Ben salağım, ben zaten başaramam, ben yapamam ki" gibi

Genital Dönem
12-18 yaş arasındaki çocukların içinde bulunduğu dönem. Fiziksel olarak gelişim, gizil dönemdeki enerjiyi yine cinselliğe çeker. Bu da yine çeşitli çatışmalara neden olur. Cinsel organlar ile duygularının arasında bağ kurmayı öğrenir. 
Ergenlik dönemini de içine alan bu dönemde toplumda yer etmiş hurafeler çocuğun cinsel kimlik gelişimini olumsuz etkilebilir. Bu nedenle kendi cinsinden ebeveynin eğer şimdiye kadar yeterli bilgiyi vermemişse oturup tüm ayrıntıları anlatması zorunludur. Çocuğun internetten ya da arkadaş çevresinden edindiği yalan yanlış bilgilerle doldurulmaması için şart bu. Bazı erkek ebeveynler oğulları için en güzel cinsel eğitimin "deneyim" olduğunu düşünerek maalesef büyük hataya düşmekte, çocuklarını da riske atmaktalar. Bu bilgileri kitaplarda bulamazsınız malum, ama birilerinin yazması da şart değil mi? Yazalım o zaman.. Utandığı için çocuklarına cinsel bilgi veremeyen ebeveynler bazen çocuklarını para karşılığı seks yapan kişilere teslim etmeyi daha doğru bulur. Bunun normalde bile birçok riski varken, ilk birliktelik için riski çok çok büyüktür. Çocuğun cinsel organının şekline, boyuna söylenen sözler, çocuğun performansıyla edilen alaylar imalar ve verilen yalan yanlış bilgiler çocuğun ileride çok büyük sorunlar yaşamasına neden olur. Çocuğa cinsel bilgi ebeveyn tarafından tüm ayrıntılarıyla verilmeli, aksi yanlış. Bilgi verirken, penisin yapısı, ortalama penis boyu, sevişme süresi, karşı cinsin nelerden hoşlanabileceği, karşı cinsin cinsel organının yapısı, karşı cinse nasıl davranılması gerektiği gibi gibi gibi "gerçekçi" birçok bilgi verilmeli ki, bu bilgileri yalan yanlış şekilde başka yerlerden edinmesin. "Benimki 23 santim" "Bir kadına gittim 5 posta yaptım" "x'le 7 saat seviştik" (kusura bakmayın, biliyorum iğrenç ama liselilerin çoğu aralarında bunları konuşuyor) cümlelerini duyan çocuk ister istemez kendini onlarla karşılaştıracak ve hayal kırıklığına uğrayıp kendine olan güvenini kaybedecek. Bunların olmaması için ayrıntılı bilgilendirme şart.
Kız çocuk bilgilendirmesinde ise toplum biraz daha farklı malum. Kızımız namusumuz ya hani ondan. hı hı.. Bizim kültürümüzde böyle bir eğitim olsa bile elbette baba vermez bu eğitimi, tamam şansımızı fazla zorlamayalım ama anne de vermiyor arkadaş. Annenin oturup tane tane anlatması gerek tüm ayrıntıları. İlk ilişkide yaşanacakları, şu "çok önemli" zarı, zevk noktalarını, nasıl korunulması gerektiğini gibi gibi gibi... Yoksa ilk birleşmede tavana kadar kan sıçrayacağını zanneden kızınız mı olsun istersiniz? 
Bunları muhafazakar ailelerin de yapması gerekiyor, bunu özellikle belirteyim de. İlk birleşmeyi evlendiği gece yaşayacak kişiler için de cinsel bilgiler çok çok önemli. Yalan yanlış bilgilerle aşırı meraktan doğan yanlış ilişkiler ya da korkudan kaynaklanan başka sorunlar.. Hepimiz öğrendik Haydar Dümen sayesinde vaginusmusun ne olduğunu. İlk cinsel birleşmenin büyütülmesi ile yaşanan korkular nelere sebep oluyor malum işte. Yazık değil mi bu millete aaa!
İsmini hatırlayamadığım bir doktorun röportajında okumuştum. İki üniversite mezunu evleniyor. Birkaç sene sonra doktora gidiyorlar ilişkiye giremedik diye. Doktor muayene etmek istiyor. Kadın, doktora "Orası değil burası" diyerek göbek deliğini gösteriyor. Evlendiklerinden beri adam, girmek için haşat etmiş göbek deliğini. 
Varın siz düşünün gerisini.


Soru varsa sorabilirsiniz, bildiğim bir şeyse cevap veririm bilmediğim bir şeyse araştırırım sizin için. 

Bu Kadarım



"İnsan karşılık veremeyeceğinden utandı mı, 
karşılık verecek kimsesi olsun istemez." Seneka

İnternette bile kalbimin kırılmasından duyduğum üzüntüyle yazıyorum bunu.
Şimdiye kadar iki kişiyle sorun yaşadım. İkisi de çok önce oldu. İlkini sadece bana yazdığı yorumlardan biliyordum, bana hitap etmeyen şeyler yazdığı için de aboneliğinden ayrıldım. Sen misin aboneliğimden ayrıldın diye bana demediğini bırakmadı. 40'lı yaşlarında bir öğretmenmiş herhalde. Ben öğretmen oldum, oh canıma değsin sen olamadın ya, senden öğretmen de olmaz zaten sen sigara içiyorsun, inşallah sınavı kazanamazsın, benim blogum şu kadar yorum alıyor seninki şu kadar gibi saçma sapan bir şeyler söyledi. Ablanın kafa gitmiş dedim ses etmedim.
İkincisi arkadaşım, dostum dediğim insandı. Ne oldu da oldu bilmiyorum küstü bana. Asılmalarını, saçma sapan tacizlerini arkadaşça karşıladığım ve idare ettiğim için herhalde bilemiyorum. 
İkisi de umurumda değil, sadece arkamdan kim bilir neler söylediler diye düşünüyorum aklıma geldikçe o kadar bir de "dostum" dediğim bir iki kişiye bu olayları anlatmışlığım var bu olayları bilip kendilerini korusunlar diye.. 

Ben hep söylüyorum, buradaki arkadaşlarım haricinde kimseyle görüşmüyorum diye. Nedeni yanlış anlaşılıyor olabilir, açıklayayım. Gayet de arkadaş olunabilir bir insanım hatta yapışkan arkadaşlık talepleri de sıklıkla gelmekte (internet haricinden bahsediyorum). Hepsini büyük bir özveri ile savmaktayım. Çünkü arkadaşlıkların ikiyüzlülük üzerine kurulu olduğunu çok çok çok önceden anlamış biriyim. Bunu bildiğim halde sırf arkadaşlığa ihtiyacı olan insanları mutlu etmek için onların arkadaşlığına katlanıp yine aynı boku yemişliğim de yok değil. 
Kızın biri intihara kalkıştı. Daha önce canım cicim deyip onu seven kimse yüzüne bakmadı, dikkat çekiyor bilmem ne dediler, kızın arkasından konuştular. Ben yanında oldum, onunla vakit geçirdim. Sonra kız benim o dönem birlikte olduğum erkekle sevgili oldu. Bunu ve buna benzer çoook şeyi yaşadım. 
Düşmanımdan gelen hemen hemen hiçbir şey canımı yakmıyor, çünkü biliyorum ki o düşman ve zaten işi bu, huzur kaçırmak. Ama arkadaşlardan gelen canımı çok yakıyor ve belki de kendimi korumak için samimi arkadaşlıklardan uzak duruyorum. İnternet de bunun için güzel imkanlar veriyor bana. Blog sağ olsun, yorumlar sayesinde güzel kalpli insanlarla iletişim kurabiliyorum. Farklı ortamlarda fikir alışverişi yapabiliyorum, şudur budur.

İnternetin bir güzelliği de görmek istemediğin insanları görmeyebiliyorsun. Aynı sınıfta dört sene geçirmek zorunda değilsin. Ama insanlar bunu anlayamıyor. Görmek istemiyorsun ve bitiyor işte.. Kimseye bir borcun yok, kimseden bir alacağın yok. Kimseye tahammül etmek zorunda değilsin, gönder gitsin.. Burada gönder gitsin dediğim kişi benim, beni gönder yani. Her yazdığımı okumak, her gördüğün yerde selam vermek zorunda değilsin, salla. Kimseyi kovalamıyorum ben, kovalamadım yani. Bu yüzden diyorum ki, içinizde bana karşı kötü bir düşünce varsa, yani benim şımarık, ikiyüzlü, çıkarcı, yalancı, düzenbaz, yalaka olduğumu düşünüyorsanız bu düşüncenizi eğer beni gerçekten seviyorsanız, bana biraz olsun değer veriyorsanız gelip bana söyleyin belki yanlış anlamalar vardır belki size hak verir özür dilerim yok sevmiyorsanız, benden gidin. Bu kadar..  Bitti gitti. Ben beni şu kişi sildi, bu kişi engelledi, bu görmedi demiş, diyecek biri değilim. Tek beklentim yüzüme söylemediğiniz şeyleri, benim bilgim dışında başkalarına da söylememeniz. Ki bu da olması gerekendir zaten.
Ne beni kafanıza takıp kendi huzurunuzu bozun ne de huzurumun kaçmasına neden olun. 

Etrafımda olup zor zamanımda yanımda olur, zor zamanında yanında olurum dediğim insanların aslında benim sandığım gibi düşünmüyor olduğunu bilmek canımı gerçekten yakıyormuş.  

Arkadaşlık konusunda da Papatya'ya, Witchie'e sorulabilirim mesela. Onlar ayrıntıları anlatamaz ben anlatayım:
Papatya ile siyasi fikirlerimiz, yaşayışlarımız örtüşmüyor. Aslında bizi bağlayan sevginin haricinde benzerliğimiz yok belki de, ama arkadaşız. Ki benim ona yaptığım hemen hemen hiçbir şey yok. Kırk yılda bir açtığım msn'de, gtalk'ta konuşmak, yardım istemek, dertleşmek.. O anlatır, ben anlatırım, dertleşiriz. İyi bir şeyler yaptıysam söylesin, ben kötüleri söylüyorum. Papatya beni defalarca aradı mesela, ben hiç aramadım. Mesajlarına ya kontörsüzlükten ya zamanında görmediğimden cevap veremem. Msn'e, Gtalk'a anca çağırdığında gelirim. Benim, hakkında olumsuz şeyler yazdığım çoğu fikir onun onaylayıp benimsediği fikir. O blogumdaki hemen her yazıya yorum yazar, ben onun bloguna kırk yılda bir yorum yazarım. O bana hediye gönderdi, ben ona hediye gönderemedim. Daha da vardır kusurum ama kusur bu ha deyince akla gelmiyor, aklım erse kusur olmazdı zaten.

Witchie, bana attığı kartların mektupların sayısı 10 kadar var. Taaa nerelerden kart atıyor üşenmiyor, o da yetmiyor hediye gönderiyor ben götümü kaldırıp da tek bir tane bile mektup yazamadım. Buna rağmen hiç şikayet etmedi, her seferinde güler yüzüyle konuştu benimle.

Bu iki insan samimi olduğum iki insan. Bu isimlerin haricinde de mailine cevap veremediğim, telefonlarına çıkmadığım, hediyelerine hediye ile karşılık veremediğim bir sürü arkadaşım oldu. He isterim ikiden fazla olsun bu güzel insanlar ama sorun bakalım benim ne gibi bir çabam olmuş arkadaşlık için? Kendileri geldiler, ihtiyacım olan şeyi görüp beni yalnız bırakmadılar ve katlandılar tüm ilgisizliklerime.


Ayrıca hakkımda yine en önemli bilgi kaynağı eşim dediğim insan. Aynı şeyleri daha da beterlerini ona yapmamış mıyım? Nedensiz sustuğum, içime kapandığım, aramaları mesajları görmediğim gün olmuş mu


Hiç mi iyi bir şey yapmadım.?
Hiç tanımadığım insanlara saatlerimi verip dertlerini dinledim, fikirler verdim, çoğu sıkıntılarını da çözdüm. Hiç tanımadığım insanların ödevlerine yardımcı oldum elimden geldiğince, hatta günlerimi verdiğim ödevler oldu. a kişisinin bana verdiği bir sırrı b kişisine vermedim. a kişisini verdiği sır nedeniyle kafamda bile yargılamadım. 
Sorun yine, aşkın kitabını yazmışım sorun çözemediğiniz sıkıntınız varsa fikir vereyim. Ödeviniz, işiniz ne yükünüz varsa üstleneyim, omuz vereyim. Şunu paylaş, şurada şundan da bahset deyin bahsedeyim. Ailevi sıkıntılarınızı dinleyeyim, fikir vereyim.


Kimse bilemiyor içimi haliyle. Başka bir amacım yok ki benim. 4 metrekare odamdan aylarca çıkmadığım oluyor benim. Sürekli gitme fikriyle yaşıyorum, benim başka ne amacım olur ki? Birilerinin işine yarayayım, sorunlarını çözeyim, dertlerini azaltayım, bildiklerimi anlatayım bu amacım. Ömrünüzün kısa olacağını bilseniz siz ne yapardınız? Başkaları hakkında konuşarak, başkalarından bahsederek mi geçirirdiniz zamanınızı yoksa bildiğiniz azıcık şeyi de birileriyle paylaşarak, ihtiyacı olanlara yardım ederek mi?
Daha fazlasını istemekten geçtim, istesem de yapamıyorum zaten. Her gün bir avuç ilaç içiyorum, ilaçlarım olmadan nasıl bir canavara dönüştüğümü, bakkala bile gidemediğimi yazmadım mesela ama var bunlar işte.
Benim hayatımda bir kişi fazladan olsa sevinirim ama giderse de üzülmem. Kalanların sahici olduğunu bileyim yeter. Tek isteğim bu buradaki arkadaşlıklardan. 


Ayrıca:
Fikirlerimin içine tüküreyim. Bu yazdığım tüm özelliklerimin de.. Ama ne yapayım arkadaş, buyum işte, daha fazlası değilim.
Bu yazıyı neden yazdım?
Benden fazlasını beklemeyin. Siz isteyin ben vereyim ama istemediğiniz sürece benden bir şey beklemeyin. 
En fazla "Ne güzel yazmışsın"ım. Varsanız varım, yoksanız yokum. Yazdıklarım kadarım, bu kadarım. 

Dedelerin Pipilerini Gösteren İnsan Pornocu mudur Değildir

Üsturupsuz Yazar mimledi de ondan yazdım bu sefer valla kızmayın. Etiketimiz: aradılar.

asalak porno: Bu daha önce de gelmişti, yeminle ne olduğunu bilmiyorum. Bilsem yardımcı olacağım. Pasiflikle ilgili bir şey mi bu acaba hımm
2011 orospu numaraları: Güncel olmalı orospu numarası dediğin. 2008'deki numarasını kullanan orospu mu var sanki hiç
göğüs firi: Firi şart, firi olmazsa olmaz illa firi olacak. Bak firi dedim..!
pipi savaşları: Lazer kılıçlı pipi var, osmanlı tokadı atan pipi var... Bunları bir ayırt etmek lazım. 
2011 yılının en güzel pornosu: and the oscar gooooes tooooooo
ayağımı öp salak: öğh sensin salak.. Ayak diyor bir de öğh git git git
ayva suyu porno: Krem şanti, çikolata dökecek değilsiniz ya hep biraz da ayva suyu dökün diğ mi ama, hiç
başbakanın pipi nası: Eeh bunu hepimizin bilmesi lazım bence. Sen nasıl öğrenmedin ki alla alla
ben öpüşemiyorum: Ah kıyamam.. Gençler, hadi arkadaşlar, bir el atalım en yakınınızdaki kişiyi bu arkadaşın yerine de öpelim, sevaptır la
birsürü pipi resmi yada keserken: hımm pipi resmi bulması kolay da keserken nasıl bulacağız ki biz, gerçi ben onu da bulurum arkadaş. Neyse ki herkes benim kadar iyi kullanamıyor Google'ı, işte anca benim bloguma gelirsiniz siz nihahaha
cuma günü porno izlemenin günahı nedir: Cuma günü izlemek çok büyük günah. Ama çarşamba olsun, pazar olsun izleyin izleyebildiğiniz kadar sonra da birkaç pornocu diyenlere oy verin şekerlerim muaaah
erkeklerin pipisini kızlar nasıl uzatır izle: Biri bu kıza demiş ki, erkeklerin pipileri uzuyormuş. O da haklı olarak arkadaş biz nasıl uzatacağız ki bunu diye düşünmüş ve çareyi Google'da bunu aramakla bulmuş ama gel gör ki bana gelmiş gele gele. Kıyamam..
gazide ortalamalar açıklandıktan sonra itiraz edilemez: Sağ ol ya, ben bu acı gerçekle çok acı bir şekilde yüzleşmiştim. Notlar açıklandı bir baktım tek dersten kalmışım. Gittim hocaya söyledim, yanlışlıkla olmuş dedi. Ee düzeltelim dedim, artık olmaz dedi ve kös kös tek ders sınavına girdim ben yaaağ
geç boşalmanın çaresini buldum: Oh yeah, süpersin. Bunu anlatmalısın dünyaya. Çok büyük bir sorumluluk taşıyorsun şu an, bildiklerini açıkla ve tüm dünyayı kurtar yiğido.
ileri sarmalı porno izle: Ya ön sevişmesiydi bilmem nesiydi zaten iki dakika sürüyor boşalmam ne uğraştırıyorsunuz beni saçma sapan şeylerle ileri al ileri al alla alla 
köpeğin bibisini elleyen maymun: Hayvanları rahat bırakalım lütfen, rica ediyorum. Onlar da birbirlerini rahat bıraksınlar. Elleme maymuncuğum elin bibisini, herkesin bibisi kendine.
kızları çükünden öpme oyunu: Bakın son kez söylüyorum kızların çükü yok.!
lan adam pipi görmek istiyorum: Google kafa tutma lan, akıllı ol!
pipi cikler: Aman da hanimiş cikcik pipicik, hanimişmişmiş
pipi ne ki: Benim ziyaretçilerin yaşama sebebi, ben onu anladım arkadaş
pipi sığmayan porno: Pornolara sığmaz taşarız, o derece bir pipi yani düşünün
pipi ve fındık gösterme oyunları: Bunu anlamadım, fındık ne alaka. Nimeti karıştırmayalım ama olmuyor böyle
tık dedim kapım kaynanam geldi: Hoş geldin kaynana ne getirdin gargara hani bana kaygana yedim osura osura
www.seks.filim: Tıkla, izle, indir
wwwsekxporno: Tıkla, izle, indir
çok ama çok ayıp şeyler pipi ve kuku izle: Çok ayıp olacak ama olmazsa olmazım bu benim. 
çıplak kutuş ve meme emme: Kutuş kutuş pense memeler yense arkadaşım sapış arkasını dönse
10 metrelik pipi bak: Bakamam, o kadar değil görüş alanım
ben temiz bir insanım ama bitlendim ne yapmalıyım: Üzülme kardiş, bitler temiz insanları sever zaten, sıkıntı yok. Gidersin eczaneye ilacını alır bunun, saçına sürer tararsın biter gider
dinimizde sakso çaldırmak günahmı: Dinimiz müzik konusunda biraz kararsız ama iyice bir araştırmak lazım tabii.
kadın pipi ve memelerini görsene com: Com sana diyorum gov sen anla
klistoris nerededir: Klistoris hımm... Go go go turn right go go go turn left go go go stop
kıçım oyunları: Kıçım gibi oyunlarla dolu internet, adam gibi bir oyun yok arkadaş
mor eşek ai ai: bir aslan miyav dedi minik fare kükredi
haşmet seni seviyorum: Ben de seni seviyorum şekerim <3
okumalı seks hikayeleri: Bana hikaye anlatma, okurum ben kendim okurum. Okuyom ben yaa
penguenler nasıl ürer: Tozlaşma ile ürüyor onlar.
pipi gör ciddi gör: Tamam ciddi bakıyorum şu an. aaa cidden pipi aa çok şaşkınım şu an 
sabırsız olan pipi resimleri: Sabır gümüşse pipi altındır.
gitar çalmak uyumadan öncesi öğrenilir mi: Aslında öğrenilir. Beyin o kadar mükemmel bir şey ki bunu başarabilir ve yeminle dalga geçmiyorum. 
kadının guguşları: Kafeste beslenir ki bu
pipi haşmet kimdir: pippi haşmet'i sorsan söyleyecektim hıh
göt kızartma oyunları: Vay arkadaş, ne garip oyunlar yapıyor bu millet. Yapan aptal hadi de oynayana ne demeli.. Var mı gerçekten böyle oyunlar. Allah da sizi kahretmesin
1.dönem dc- olan bi ders 2.dönem ortalamayla dc+ olur mu: Olabilirdi ama sen Google'a böyle yazıp bulacağını zannettiğinden beri olmuyor bu. Kaybettin şansını çok üzgünüm.
1tane adm 1tane kzı evine gturmüş: Ayy çok helecanlı, sonra nolmuş kızz
ahmet uzunçorap: Tanışmadık kendisiyle ama soyadımız aynı değil görüyorsunuz, bir akrabalığımız yok. 
başbakanımız iyidir normaldir: Bir şey mi dedik sanki, buyrun hayrını görün tey tey
dedelerin pipilerini gösteren insan pornocu mudur? değildir: Tamam sen sor sen cevapla. Sıkıntı yok.
haber metni ben okuyom: Böyle oku zaten sen e mi? Ben de burada işsizim diyeyim. Reva mı bu he, reva mı?

pipi mantara benzer mi: Benzeyebilir. Aslında telefona, maket bıçağına, fısfısa, ayakkabı kutusuna ve vişne reçeline de benzer biraz.
annesinden pipi dayağı oyunu: Heh sizin hakkınızdan ananız gelir. Vur annesi vur
evliyken başkasıyla sevişmek günah mı: yooğ caaanım, olur mu hiç öyle şey cık cık 
not ff olunca dc- olan notlar ortalama 2'yi geçince dc + olmaz mı: Yaparız sana bir güzellik, ayıpsın kardeş

22 Haziran 2011

Not Defterimden Düştüler

  • Karacaoğlan, Türk Halk Edebiyatı'nda sevdiğinin adını açıkça belirten ilk ozandır. "İncecikten bir kar yağar/tozar elif elif diye/deli gönül abdal olmuş/gezer elif elif diye..."
  • Her iki haftada bir dil yok oluyor. 
  • Maleo, soyu tehlikedeki kuş türlerinden biri. 5000 civarında kalmış sadece. En büyük özelliği ise yumurtalarını toprağa gömmeleri. Yumurtalar 70 gün toprağın altında kalıyor, yavrular yumurtadan çıkınca toprağı kazarak yüzeye ulaşıyor. 
  • Mungo, öğretebilme yetisine sahip olduğu kanıtlanmış memeli. Bu hayvancık, yavrularına zehirli akrepleri nasıl yakalamaları gerektiğini aşama aşama Şekil A Sütun 1 şeklinde anlatmakta imiş.

  • Deniz yosunları, planktonlar ve bataklık bitkileri DMSP denilen bir madde yayar. Bakteriler bu maddeyi besin olarak almak için bir enzim kullanır, bunun sonucunda da DMS gazı ortaya çıkar. İşte deniz kokusu budur aslında. DMS: Dimetil Sülfit DMSP: Dimetil Sülfoniopropionat evet çok anladık neyse
  • Bazı canlılar bazı canlıların gözyaşlarını içerek su ihtiyaçlarını karşılar. Pipete benzer bir uzuvla besin alacakları hayvana sabitlenirler, hatta hayvanın bu işlem sırasında uyanmaması için de hayvana bir madde verirler. Anestezi bildiğimiz işte. Kelebek ve güveler başvuruyormuş bu yönteme.
  • Köpekler, bir haftalık ayak izlerinin bile kokusunu alabilir. Klasik müzikle sakinleşir. 0,2 saniyede bir havlayabilir. Kalp krizi geçirmiş hastaların daha uzun süre yaşamasını sağlayabilir. Dünyayı sarı ve mavi ağırlıklı görür. Köpeklerin %30'u obezmiş efenim. 
  • Kediler, şekerli şeylerin tadını alamaz. Burunlarının altındaki kör nokta nedeniyle önündeki yemek kırıntılarını göremeyebilir. Kara kediler, tüylerinin renginden dolayı virüslerden korunur. Kedilerin %10'u obezmiş. Kedi sütünde, insan sütünden 8 kat fazla protein ve 3 kat fazla yağ varmış. 

Ekonomist Şirin - Finance Smurf - Le Schtroumpf Financier


Dün şurayı karıştırıyordum bilmediğim şirin var mı acaba diye. Ahaa bir de baktım ekonomist şirin.. Köye para getirmiş akıllım.
Tabii biz sadece çizgi filmi bilince çizgi romanda olanlardan bihaberiz. Kapitalist mi olmuş bu eşşoğlubeşkulaklar dedim ve araştırdım.


Şirin Baba, laboratuvarında bir şeylerle uğraşırken patlama olur, Şirin Baba patlamanın etkisiyle kendinden geçer. Sonradan Ekonomist Şirin olacak şirinimiz, yardım istemek için Şirin Baba'nın yakın dostu Homnibus'a gider. 


Homnibus, Şirin Baba'nın sülfür yüzünden rahatsızlığını söyler ama Şirin Baba'yı iyileştirecek antidotlar onda yoktur. İlacı bulması için Oliver'ı gönderir, sonradan ekonomist olacak şirin de Oliver'la beraber ilacı bulmaya gider. Şirinimiz bu yolculukta parayı öğrenir. 



Şirin, ilaçla döndüğünde Şirin Baba'yla para konusunu konuşmak ister ama Şirin Baba hastadır ve konuşacak durumda değildir. Şirinimiz de ticari sistemi hayata geçirmeye karar verir.


Böylece Ekonomist Şirin olur. İlk işi ressama gidip Şirin Baba'nın portresini çizdirmektir. Heykeltıraş Şirin'den de hazırlayacağı paralar için kalıp yapmasını ister. 


Usta Şirin'le beraber erimiş altını kalıplara dökerek ilk şirin parayı yaparlar. 


Ekonomist Şirin, paranın ne olduğunu ve nasıl kullanıldığını anlatmak için bir toplantı düzenler. Herkesten destek görür, Gözlüklü hariç. Başlangıç için her şirine birer torba para verilir. Şirinler, paraya alışana kadar Ekonomist'e sık sık sorular sorar. 


Başlarda güzel güzel eğlenen Şirinler, zamanla para yüzünden sorunlar yaşamaya başlar. Aşçı, Çiftçi, Usta gibi şirinler zenginleşirken diğerleri fakirleşir ve önceden karşılıksız yaptıkları işleri para için yapmaya başlarlar. 


Ekonomist Şirin, bunun üzerine banka kurmayı akıl eder. Böylece, fakir şirinlere kredi verecek, zengin şirinlerin de parasını saklayacaktır. Çiftçi, bankaya güvenmez ve parasını ormana gömer. Yalnız o gömerken, Gargamel de onu izlemektedir. Çiftçi, koşarak uzaklaşır oradan. Gargamel bu olaydan sonra Şirinlerin parasından haberdar olur. 


Çiftçi Şirin, biraz zaman sonra parasını almak için geri dönmek ister, ancak köprüyü geçerken köprü ikiye ayrılır. Ekonomist, köprüyü tamir ettireceğini ama şirinlerden her geçiş karşılığında para alacağını söyler. Usta Şirin'e gider ve köprüyü kaç paraya yapacağını sorar. Usta da odun için marangoza gider. Marangoz, 1500 para ister. Usta, bu parayı fazla bulur ve başka bir şirinle 1000 paraya anlaşır. 


Bir şekilde köprü yeniden yapılır ve Çiftçi, ormana dönebilir. Gargamel, onun için tuzak hazırlamıştır. Çiftçi'yi yakalar ve kargası ile Şirinler'e haber gönderir. Çiftçi Şirin'e karşılık bütün paralarını istemektedir. 

Bu arada Şirin Baba iyileşir ve duruma müdahale eder. Plan yapar ve Çiftçi'yi kurtarırlar. 


Kurtulması şerefine bir parti düzenlemek isterler ama Ekonomist, parayı kim ödeyecek diye sorar ve tartışma çıkar, partiden vazgeçilir. 

Şirin Baba da paraya uyum sağlamaya çalışır. Şirine'ye, ona hastalığı boyunca baktığı için, aşçı ya yemekler için bir miktar para verir ve kısa zamanda fakirleşir. Ekonomist Şirin, Şirin Baba'ya her şirinin şimdiye kadarki hizmetlerinden ötürü para ödemesini teklif eder ama Şirin Baba bunu reddeder. 

Şirin Baba, köye şöyle bir bakar. Şirinler mutsuz ve kavgalıdır. Eskiden zevk alarak yaptıkları işleri artık para almadan yapmamaktadırlar. Şirin Baba, duruma çok üzülür, yine de bir şey yapamaz. 


Bir gün şirinlerden biri paradan sıkıldığını söyler ve köyü terk edeceğini açıklar. Şirin Baba dahil bütün şirinler de onunla birlikte gitmeye karar verir. Ekonomist Şirin, bana borçlusunuz gidemezsiniz der, ama diğer şirinler cevap olarak bütün paralarını ona fırlatır. Ekonomist, parasız zamana dönmeyi reddeder. Bütün köyün ona ait olduğunu iddia eder. 


Geride sadece Ekonomist Şirin kalmıştır artık ama yalnızlıktan sıkılır ve herkesi geri çağırır, artık para olmayacağını söyler. 


Ve mutlu son bütün şirinler geri döner ve paraları eritip müzik aletleri yaparlar. 


Bölümün tamamını isterseniz pdf olarak şuradan indirebilirsiniz.